Ve her sanatçı, kendinde toplumu, toplumda kendini anlatır. Önceki yazılarımda tam olarak cümle halinde söylememiş olsam da, genel olarak insanın kişiliğinin toplumsal koşullar tarafından oluşturulduğundan bahsetmiştim. Bundan bağımsız olarak var olamayacak olan insan, sanatsal üretime geçtiğinde de, kendinden başka bir şey anlatamayacaktır ve toplumla olan kopmaz bağıntısı onu mecburen toplumu anlatmaya da itecektir. Bu sürekli olarak bir diğerine döner. En bireysel sanatçının ortaya koyacağı en bireysel hatta anlamsız eseri dahi kendisinden bir parçadır, kendi amaçlarının bir sonucudur, kendi hayatının ve hayata bakışının bir yansımasıdır. Yani, hayatın ondan yansımasıdır. İnsan hayatı ise, toplumsaldır, tanımı dahi bunu gerektirir ve zorunlu kılar. Demek ki insandan yansıyacak olan hayat, toplumsal hayatı kaçınılmaz olarak içerecektir. Bu yalnız sanatta değil, kendi kendimize konuştuğumuz monologlarımızda dahi böyledir. Kendime soracağım soru, öğrendiğim şeyleri ortaya çıkaracak, sonuçta verdiğim yeni bir bilinçlenme olan cevap, değişmiş, yeni bir insan tarafından cevaplanacak. Eğer insanın tanımına, sürekli olarak değişmeyi eklersek, iki an arasında değişip farklılaşmış olan benin, aslında zamandan kopuk incelenemeyecek olan tek bir beni kapsadığını görürüz.
Sanat için sanat anlayışı metafizik düşüncenin bizi hataya sürüklemesinden başka bir şey değildir. Sanatı bir araç değil bir amaç olarak görmek, yanlış görmektir. Bakmak ve görmek farklı şeylerdir. Büyük ihtimalle hayatınızın bir döneminde ufak da olsa sanatsal bir üretimde bulunmuşsunuzdur. Amaçlarınızı düşünün. Lisede hoşlandığınız kızı-oğlanı etkilemek? Hayatınızın bir döneminde yaşadığınız bir problemi insanlara anlatabilmek, yardım bulabilmek? Kişiliğinize, etkileyici bir özellik eklemek? Sadece ve sadece eğlenmek, belki özendiğiniz insanlar gibi eğlenip, o havayı soluyabilmek-tadabilmek? Sadece uyumdan zevk alıp kafa boşaltmak, belki de daha rahat uykuya dalabilmek, üzüldüğünüz bir zamanda rahatlayabilmek ya da iyice üzüntüye boğulup bir film sahnesinde gibi hissedebilmek dahi olamaz mı? Mutlaka bir sebebi vardır. Sadece ve sadece sanatı amaçlamak, çekici sadece ve sadece vurmayı amaçlamak gibidir. Bağıntılarından koparılmış, eksik, yanlış.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder